Obezite, vücuttaki yağ oranının aşırı artması olarak tanımlanır. Günden güne artış gösteren obezite tüm dünyada 600 milyonu aşkın kişide görülen salgın bir hastalık olarak kabul edilir. Kolay hesaplanabilmesi için dünya sağlık örgütününün kabul ettiği bir hesaplama ile obezite tanımlaması yapılır. Kişinin ağırlığının boyunun karesine bölünerek bulunan rakam beden kitle indeksini(BKI) verir. Beden kitle indeksi 30 ve daha fazla ise kişiye obezite tanısı koyulur.

Yapılan çalışmalarda obezitenin beraberinde birçok kardiyovasküler rahatsızlığa neden olabileceği yada zemin hazırladığı görülmüştür.

Obeziteli bir bireyin;

  • Hipertansiyon,
  • Tip 2 diabetes mellitus (şeker hastalığı),
  • Dislipidemi( kolestrol bozukluklar) ,
  • Kardiyovasküler sistem hastalıkları
  • Uyku apnesi
  • Kolon, meme, safra kesesi, endometrium kanserlerine yakalanma risklerinin arttırdığı bilinmektedir.

Obezitenin Nedenleri

Obezitenin nedenleri arasında elbetteki en büyük oran fazla enerji alımı ve buna rağmen az enerji tüketimi bulunmaktadır. Bunun dışında genetik yatkınlık da önemli ölçüde yer alır. Obez bir anne-babanın çocuklarının da obez olma ihtimali %80 iken bu risk normal anne-babaların çocuklarında %15’dir. Ayrıca azalmış sempatik aktivite, sosyoekonomik faktörler, psikolojik stres ve kullanılan bazı ilaçlar da obezitenin nedenleri arasındadır.

Obeziteli Bireyin Degerlendirilmesi

Kişinin hikayesinde obezitenin başladığı yaş, süre, aile de obezite varlığı, kronik sağlık sorunlarının tespiti önemlidir. Sosyal hayatı, beslenme alışkanlıkları, aktivite düzeyi degerlendirilir. Obezitenin neden olduğu veya obeziteye neden olabilecek hastalıkların varlığı, kullanılan ilaçların sorgulanması da degerlendirmede önemlidir.

Fiziksel degerlendirmede, boy-kilo ölçümleri, beden kitle indeksinin belirlenmesi, bel ve kalça çevresi ölçümü yapılır. Kardiopulmuner durum testlerinin sonuçları da kaydedilmelidir.
Egzersiz ve fiziksel aktivite düzeyi ayrıca değerlendirmesi gereken bir konudur. Egzersizin yoğunluğu, sıklığı, süresi kişiye uygun şekilde degerlendirilmeli ve planlanmalıdır.
Aktiviteye engel olabilecek bir rahatsızlığın varlığına bakılmalı, varsa buna uygun şeklide adaptasyonlar geliştirilmelidir.

Bunların dışında, kişinin kan degerleri, psikolojik durumu ve beslenme alışkanlıkları takip edilmelidir. Bu yüzden fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve kişinin takibini yapan doktorun iletişim içerisinde olması büyük önem taşır.

Obezitenin Tedavisi

Obezite tedavisinde genel amaç; vücut ağırlığının artışını önlemek, uzun dönemde vücut ağırlığının daha aşağıya çekilmesi ve bunun devamlılığını sağlamaktır. Bununla beraber kilo alımıyla ortaya çıkacak diğer hastalık risklerinin önüne geçmektir.
Vücut ağırlığının %10’u kadar verilen kilo, obezitenin getirdiği risk faktörlerini büyük oranda azaltır. Bu nedenle ilk 6 ayda kazanılan %10’luk kilo kaybı gerçekçi ve hedefe yönelik yaklaşım olacaktır.

Obezite tedavisindeki etkin yaklaşımlar;

  • Beslenmenin düzenlenmesi
  • Fiziksel aktivitenin arttırılması,
  • Davranışçı tedavi,
  • İlaç tedavisi,
  • Son çare cerrahi tedavi .

Obezite de Egzersiz

Obezite de beslenme düzenlenmesi çok önemlidir. Buna rağmen tek başına diyet tedavisi yetersiz kalır. Vücuttan çıkan enerjinin giren enerjiden yüksek olması kilo kaybına doğrudan etki edecektir.

Düzenli fiziksel aktivite kan dolaşımını arttırır, karaciğer fonksiyonlarını düzenler ve enzim düzeyini dengeler bu sayede kilo kaybından bağımsız obeziteye bağlı lenfatik bozukluğu ve inflamosyonu önler.

Egzersiz programları oluşturulurken büyük kas gruplarının çalıştığı aerobik egzersizler ilk sırada yer alır.
Direnç ve esneklik egzersizleri aerobik egzersizler ile kombine olarak planlandığında çok daha etkin bir program oluşur.
Kalp hızının %60-70 lerinde yapılan orta şiddetli programlar önerilir. Haftada 200-250 dk süren orta şiddetli aktiviteler ortalama 1500-2000 kalori harcanmasını sağlar. Egzersiz öncesi ısınma ve soğuma egzersizleri yaralanmaların önüne geçer.

Obeziteli kişilerde yüksek kilonun eklem aşınmalarına ve birçok ortopedik probleme neden olabileceğini her zaman akılda tutulmalı ve egzersizler bu şekilde planlanmalıdır. Kişinin sağlık durumu ve fiziksel özellikleri göz önüne alınarak özel olarak planlanmalıdır. Fizyoterapist kas gücü, eklem hareket açıklığı, denge, kısalık, esneklik gibi tüm bedeni değerlendirir ve ona göre egzersizleri seçer ve kişiye uyarlar. Böylece oluşabilecek sakatlıkların önüne geçilir.
Ayrıca, beraberinde eşlik eden hipertansiyon gibi kalp-damar hastalıkları varlığında egzersiz süresince kişinin nabzı takip edilmeli ve istenilen aralıkta tutulmaya özen gösterilmelidir.

Yapmanız gereken ilk adımı atıp harekete geçmek
Sağlıkla kalın ..